Gülseren'e

Gülseren'i tanıyalı en fazla bir/bir buçuk yıl oldu. Bu süre içerisinde belki üç belki dört kez görüştüm, ama çok sevdim. Hayat karşısındaki duruşundan, mücadelesinden, hayata bakışından çok etkilendim, bana da güç verdi. Bu kadar kısa bir yaşama bu kadar çok mücadele, bu kadar çok üretim nasıl sığar !!!

En son görüşmemiz kazadan bir ay kadar öncesine rastlar; Sibel, Gülseren ve ben, üçümüz Kuzguncuk'ta Çınaraltı'nda ( ki biz orayı çok severiz, yorulduğumuzda, sıkılıp bunaldığımızda kaçtığımız, kendimizi bulup sakinleştiğimiz, durulduğumuz, acı tatlı özünde "insan" olan sohbetleri paylaştığımız bir yer orası bizim için ) buluşup bol köpüklü kahve içip keyifle sohbet etmiştik. Henüz yeni işine başlamamıştı, tatilden yeni dönmüştü, çok keyifli, enerji dolu, müthiş görünüyordu. yeni işi için çok heyecanlı idi...

Çok güzel bir pazar akşamüstü, çok keyifli bir sohbeti paylaştım en son...

Ne mutlu ki çok güzel dostluklar kurmuş!!! insanın hayatta sahip olabileceği en büyük zenginliğe, onu seven dostlara sahip. Herkesin sevgiyle ve saygıyla andığı bir insan olarak bu dünyadan ayrılmak dünyadaki günlerimizi doğru ve ilkeli yaşamamızla bağlantılı...

Ve ne mutlu ona ki; onun taşıdığı bayrağı sırtlanıp bıraktığı yerden yola devam eden dostları var... Tanımış olmaktan dolayı çok mutluyum, huzur içinde yatsın...

Zerrin Bucaklı - 11.02.2008