27 EYLÜL 2007 GÜNÜ İŞLENEN CİNAYET
Gülseren, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası‘nda İstanbul Şube Müdürü olarak çalışırken daha önce birlikte çalıştığı bir harita mühendisinden DETEK Ltd. Şirketinde çalışması için iş teklifi aldı. Bunun üzerine mühendislik yaşamını aktif olarak devam ettirmek isteyen Gülseren, 3 Eylül’de şantiyede çalışmaya başladı.
Ancak işe başladığı ilk günden itibaren şantiyedeki çalışma koşulları konusunda rahatsızlık duymaya başlamıştı. Şantiyede ilk gününde, deniz üzerinde ölçüm yapmak için kullanılan platformda, platform kıyıya yanaşırken fırlayan bir demir çubuk bacağına, dizinin üst tarafına çarptı. Ama bir şey olmadı. Gülseren’de doktora gitmedi. Bir hafta kadar sonra bir işçinin ayak bileğinin arka kısmının bir demir parçasıyla kesilmesine şahit oldu. Bu kez durum ciddiydi ve işçi hastaneye götürüldü. Bizim bildiklerimiz bu kadar, bir de Gülseren’in “şantiyede her gün bir olay oluyor” dediğini, şantiyede bu olayların hiç önemsenmediğini, iş güvenliği için hiçbir önlemin, denetimin olmadığını.
Şantiyede iş güvenliğini sağlamak ve sistemleştirmek, işçileri ve işvereni bilinçlendirmek için araştırmaya, düşünmeye başladığını da hatırlıyoruz. Bu konuda mimar bir arkadaşından iş sağlığı ve iş güvenliği, süreç yönetimi gibi iş yapış sistemleriyle ilgili dokümanları toplamış kendi işine nasıl adapte edebileceği konusunda çalışmaya başlamıştı. Ama 27 Eylül günü önlem ve denetim için çok geç olduğunu gösterdi. Yaklaşık bir aydır anlatmaya çalıştığı tedbirsizlik artık alenen ortadaydı. Bir vinç devrildi. Ve adına kader denildi…Her zaman ki gibi. Sorumsuzluğun, denetimsizliğin, kanunsuzluğun adı kaza/kader.